22 Mart 2012 Perşembe

Sevgili Renkli Karalama Defterim;



Epeydir seni ihmal ettim. Pembe Bigudi'yi daha çok sevdiğimden değil inan, sadece onda daha sınırsız iç çekişlerim. Sen biraz kısa kesmeyi sevdiğinden, seninle dertleşmeyi ne zamandır beceremiyordum ben. Zaten bilirsin beni, bir yere yazsam ötekine yazmaya üşenir bu tembelin eli. 


Bugün doğum günüm ya hani...

Üşengeç Tavşan

Evet tembelim! Uyuşuğum, isteksizim. Hangi işin başına geçersem geçeyim, bir yerde tıkanıyor enerjim. Bilmiyorum neden, belki de artık hayata güvenmediğimden. Ne olacak yani, dağları devirsem? Ne olacak uçarak yaşasam, koşarak ölsem? 


Sonuçta hepimiz aynı yolun yolcusu değil miyiz?


Bunları düşündükçe daha bi' yayılıyorum yatağıma. Ve şarkılar söylüyorum fısıltıyla. Bağıra bağıra şarkı söylemek de nesi? Yeter mi bu kızın ona enerjisi?


Tembelim, uyuşuğum, isteksizim dedim ya... 


Artık yaşamaya bile üşenir oldum valla.

20 Ekim 2011 Perşembe

İsyan

Ne yaptık?

Biz İyiyiz Öyle Mi?

Kaşlarım çatık ve içimde koca bir nefret... Gel de gülümse, gel de hayata kaldığı yerden devam et. Unut hadi yine, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi. İçine göm, kalbinde koca bir kabristan var sanki!

Sen Ne Zaman Sussan Ben Yazar Oluyorum

Seni sevdikçe büyüdü kelimelerim. Sen bana aşkı verdin, ben onları cümlelere çevirdim. Her cümlede seni yeniden sevdim. Seni sevdikçe yazdım, yazdıkça sana bağlandım. Bir tür zincirden oluşuyordu benim aşkım. Bileklerimi emanet ettim o zincirlere ve kölen oldum binbir kere.

Git (me)

Sen yoksun diye tersine mi dönecekmiş Dünya? Dönsün, zaman kaybetmesin o halde. Hissetmem hayat yerle bir olsa bile...

18 Ekim 2011 Salı

Şekersiz Kek

Şekersiz kekler yapmıştım bir kere. Çocuktum o zamanlar, hevesliydim sadece. Bütün malzemelerim tamdı da, nasılsa şekeri unutmuştum işte. Fırından çıktığında çilek soslu keklerim, baygınlık geçiriyordu tatlı krizlerim. Fakat hangisini ısırsam acıydı. Hangisini ısırsam şekerden yana şanssızdı.

Sevmek Yük Gelirse

Birini sevmek yük gelirse kalbine, vicdanını koy eline.

Kirli Beyaz Gelinlik

Yeni modaymış, kirli beyaz gelinlik. Her genç kızın hayalini süslermiş. İmrenirmiş izleyenler, kıskanırmış tüm güzeller.

Oysa böyle miydi eskiden? Kar beyaz olurdu gelinlik dediğin. Etiketiydi, saflığın ve masumiyetin.

Şimdi kirlenen, beyazlar mı gerçekten?

Yoksa genç kızlar mı asıl kirlenen, eskitilen?

Cinayet

Bir bakıma iyi bir şey galiba yalnızlık. En azından savaşların sadece kendinle. Bir başkasına laf anlatacağına, uğraş kendi deliliğinle! Öldürdüğün ruhun için hapis cezası da veren olmaz hem. Hem katil ol, hem maktul. Durma hadi, çek kendini vur!

Bu Şehir

Bu şehir; ıslak bütün taşları, hiç yaşanmamış aşkları, yersiz telaşları, mis kokulu aşları ve sessiz gözyaşlarıyla bile, sen kadar alamadı beni içine.

Rüyalardan Bozmadır Benim Ölümlerim

Derinde bir yerde, bilmediğim bir saatte, asla olmayacak bir şey oldu düşümde.

Uyandım birden bire. Nefes nefese...

Oysa Kimi Zaman...

...sadece sesini duymak yeterdi. 

Yalnızlık

Aklımın çeperlerinde dalgalanıyor yalnızlığım. Elimi uzatsam dokunabilirim sanki, o kadar yakınım. Bir bakıyorum yok olmuş, alabildiğine uzaktayım. Yalnızlık sabit değilmiş meğer, yeni yeni anladım.

Gün olur kalabalık dünyanın tek neferi olur beden, gün olur sorar kendi kendine "Bunca gürültü neden?". Sorular değişmez bir tek, gerisi gel gitlerdedir.

Yalnızlık, elde tutulamayan en gerçek şeydir.

Yalnızlık, gözle görülür en yalancı gölgedir.

Böyledir yalnızlık; ne önü bellidir, ne arkası bellidir.
 

13 Ekim 2011 Perşembe

Sonuçta Ölmeyecek Miyiz?

‎'Sigarayı Bırakmak İçin Hâlâ Bekliyor Musun?' başlığı altında okuduğum yorum, takdire şayan bir özgüven içeriyor:

"Sigarayı bıraksak da bırakmasak da, sonuç olarak ölmeyecek miyiz?"

Bu fikirdeki arkadaşları barındıran özel bi' eyalet kurup, içine tüm azılı katilleri dolduralım. Kessinler bunları, doğrasınlar, parçalasınlar.

E ne var?

Sonuçta ölmeyecek miyiz?
Bu blog dir.